9 Eylül 2007 Pazar

Yanlış Hatırlamıyorsam Oyunlar Film Oluyordu!!! Ama...

Son 1 yılda her oyun severin duyduğu bir söz var artık, "Next-Gen". Bu kavram her oyuncu için büyük vaad demek, tabi bu vaad yüksek oranda grafik anlamınada gelebiliyor ya da biz bu hale getirdik.Neyse, oyunlar çok değil bir kaç yıl öncesine göre bile inanılmaz oranda gelişti, yani bazı zamanlar gördükleri karşısında gerçekten hayretler içersinde kalabiliyor insan.Onlardan biride yukardaki oyun. Hangisi oyun bunların??? :D

İlk resim 2005 yapımı Doom filminden bir görüntü, gerçi güzelim oyunun filmi, bir çok oyun filminin başına gelen acı son yani kötü bir oyundan filme çevirim ile son bulmuştu.Fakat filmin son sahneleri Doom'un kral olduğu tür olan FPS (First Person Shooter) şeklinde çekilmişti ve şahsen çok beğenmiştim, gerçi o zamanlar hiç bir FPS oyununda o şekilde bir oynanış ve gerçekcilik yoktu ama yinede güzel bir görüntüydü ve o zamandan beri hep ona benzer oynanış ve grafik olarak aynı olmasada yinede ona yaklaşan bir oyun bekledim. Ve Guerilla Games bu beklentimi boşa çıkarmadı.

Killzone 2... Evet, ikinci resim ise Killzone 2'nin oyun içi görüntülerinden biri ve ben bu oyunun videolarını izledikçe inanılmaz gelişimine şahit oluyorum, oyun oyundan çok filme benzemeye başladı.Bazı sahneler varki film izliyormuş gibi hissedebiliyorsunuz, özellikle HD videolarında bu durum kendini inanılmaz derecede belli ediyor.Aslında bu müthiş görselliğin sebebi, gücü sürekli tartışılan PlayStation 3 konsolu. Rakiplerinin 32 bit Colar Depth'ine karşılık 128 bit Colar Depth'e sahip olması ve çok iyi şekilde ayarlanmış gerçekci ışıklandırma ile Killzone 2, görüntüleri ile filmden farksız bir hal almış durumda.Bununla birlikte bir FPS oyununda olabilcek en gerçekci oynanışada sahip, örneğin eğilip hızlı bir şekilde koştuktan sonra, bir kolona yapışıp, önce kafanızı çıkartıp düşmana bakabilir, ardından hafifce silahınızı çıkartıp ateş edebilirsiniz.Bu durum Doom filmindeki oynanışa ne kadar da benziyor öyle değil mi?

Guerilla Games'i kutlamak lazım çünkü böyle bir oyunu yapmaları çok büyük bir başarı gerçekten, her oyuncunun büyük mutluluk duyması gereken bir durum.




Kişisel Kurtuluş Savaşı

Son zamanlarda başarı konusunda bazı tereddütlerim vardı, sürekli bir bilinmezlik, acaba hissindeydim.Sanki bir çıkış yolu arar gibi bir halim vardı, ama ne yazıkki bir türlü o yolu bulamadım.Bazı şeyleri, oysa bunlar yapmak zorunda olduğum şeylerdi, hiç yapasım gelmiyordu sanki benim limitim bu kadar ve artık o limiti doldurmuş gibiydim.Gerçekten büyük bir umutsuzluk kaplamıştı, -ki bir arkadaşım yanda resmini gördüğünüz kitabı önerdi ve "oku pişman olmazsın" dedi.

Herşey Seninle Başlar, evet bu kitabı okuduğumda herşeyin bende başladığını ve ben ne istersem yapabilceğimi farkettim, aslında limitim dolmamıştı sadece geçici bir karamsarlığa düşmüştüm ve bunun çözümüde kendi içimdeydi.

Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmakta öğrenilebilir.
Sende sandığından fazlası var.

Evet, bizlerde sandığımızdan fazlası var ve bunu kullanmak bizim elimizde, insan inandığına denktir ve yapabilceğini düşündüğü kadardır.Nazım Hikmet'in ünlü şiirlerinden "en iyisini daha yaşamadık" bakın bize nasıl uyarlanılabiliyor.

Hayatta gelebilceğiniz en iyi yerde misiniz? Hayır!
Daha iyisini hak ettiğinize inanıyor musunuz? Evet!
Yaptıklarınız yapabilceklerinizin en iyisi midir? Hayır!
Aklınız daha başarılı işler yapmak için yeterli midir? Evet!
Bir insan bugüne kadar yaptıklarından ibaret midir? Hayır!

8 Eylül 2007 Cumartesi

Bir İlk



Aslında ilk kelimesi biraz abartı görünebilir, ama kendi adıma gerçekten bir ilk.Çünkü ilk defa bir Türk yapımı diziyi bu kadar heyecan ve sabırsızlıkla bekliyorum.Bu heyecan genel olarak hep yabancı dizilerde olmuştu; One Tree Hill,Prison Break,Lost,Battlestar Galactica gibi...Ama bu sefer bir Türk yapımı dizi beni benden aldı gerçekten.Osman Sınav'ın yapımcısı olduğu Pusat, konusu ve sundukları ilede gerçekten izlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.

Ayrıca, dizinin soundtrack'larıda süper, -ki son fragmanda yer alan o harmanlanmış muhteşem türkü-rap karışımı şarkı hakikaten çok iyi.O şarkıda da Türk halk müziği sanatçısı Cengiz Özkan ile Türk rap müziğinin önemli isimlerinden MC Fuat Engin, rap ve Türk halk müziğini harmanlayarak deneysel bir çalışmaya imza atmış.Herşeği ile üstünde durulan ve kesinlikle başarılı olabilcek bir yapım Pusat.

14 Eylül 2007 Cuma Show TV de

7 Eylül 2007 Cuma

Bir Garip Tartışma (lar)


Şu gördüğünüz resim yüzünden insanlar son zamanlarda hiç bu kadar birbirine düşman gözüyle bakmamıştır herhalde. Aslında onlardan biride benim :) gerçi beni daha çok saçma sapan kışkırtmalar dellendiriyor ya neyse...Şimdi bi bakıyorum geçmişe yani böyle bir şey hiç görmedim, 13 yıldır oyun dünyasının içindeyim ve oyunlar için bu kadar sert konuşmalara ilk defa şahit oluyorum.Yahu bunlar konsol yani aynı takımı tutmak gibi bir şey ama nasıl olurda bu kadar şiddetli tartışmalar yapılır anlayamıyorum.

Ben oldum olası konsolcuyumdur, asla PC ile işim olmadı, zaten oldukçada geç bilgisayar sahibi oldum.Her zamanda paramı konsollar için harcadım ve yıllardırda bu böyle devam ediyor.Yani anlatmak istediğim konsol apayrı bir şeydir, oyun dünyası için eşitlik demektir, tüm gücünü oyunlar için verir, rahatlığın simgesidir, ıvır zıvır işlerle uğraştırmadan oyun nasıl zevkle oynanır onu gösterir, kısaca konsol oyun dünyası için bir felsefedir.İşte ben yukarda kısa bir şekilde bahsettiğim bu garip tartışmaları gerçekleştiren insanların bir çoğunda kendimi görüyorum, böylesine konsol sevgisi olan insanlar var ama buna rağmen böylesine tartışmalar niye oluyor hala anlamıyorum.Konsolcu olan insan hangi konsol markasını beğeniyor olsada aynı takımı tutuyor anlamına geliyordur ve normal şartlarda tartışma olmaması lazım, fakat ne gariptir ki tartışmalar sürekli daha da büyüyor.

Aslında tartışma olması gayet doğal, ama bunlar inanılmaz boyutlarda ve birde arada insanı delirten cinsten kışkırtıcı insanlar varki, "yeter lan" diyip dalıyorsunuz tartışmanın içine, evet kendimden bahsediyorum, yani bazen dayanamıyorum ama dedimya aslında bunlar yanlış, olmaması lazım, konsolcu demek gerçekten oyun oynamanın zevkine varan insan demek, bunu tadını çıkartmak varken neler yapıyoruz. :(

Seviyorum Seni

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

"Güzel Yüzlü Şair" Nazım Hikmet'in bir şiiri ile başlamak istedim.Çünkü evet seviyorum seni ve bunu bu güzel şiirle daha anlamlı hale getirmek istedim.Son zamanlarda başımdaki aşk belası yüzünden bir garip oldum, ama nedense çok mutluyum.Nedeni bilmiyorum, belki ilk defa bu kadar derin duygular hissettiğimdendir ama dedim ya çok mutluyum.Oysa bundan bir kaç ay önce tanıştığımda ondan nefret ediyordum, daha doğrusu bana çok itici ve ukala geliyordu, dolayısı ile nefret etmeye başladım, ama nerdeeen nereye şimdi o benim herşeğim, kabul edeceğini bilsem bir an düşünmem evlenme teklifi ederim ama en azından şimdilik erken sanırım.Olsun onu çok seviyorum ve o da bunun farkında işte bu bana yetiyor.

Niçin böyle bir yazı yazdığım konusunda hiç bir fikrim yok, aslında var aşık olun.